Birçok pazarlamacı, makul bir dönüşüm oranına ulaşıldığında mevcut durum kabul edilebilir diye düşünür.

Dönüşüm oranı hedefine ulaştığınız için rehavete kapılıp tuzağa düşmeyin.

Her ay dönüşüm oranlarınızı nasıl artırırsınız?

Para akışını koruyabilmek için bu 11 maddeyi uygulayın çünkü dönüşüm oranlarınız rakiplerinizden daha iyi olsa bile siz daha iyi rakamlar olmasını istiyorsunuz.

1. A/B testing varyasyonlarınızı güncelleyin

Bir A/B testi, bir kafes dövüşünün şiddet içermeyen hali gibidir. En sonda, kimin kazandığı net bir şekilde bellidir.

Her bir seferde sadece bir öğeyi test edin. Test ettiğiniz şey açılış sayfası, bir başlık, bir call-to-action, bir görsel ya da başka bir şey olabilir.

Talep üretim araçlarınız(lead generation tools) testi otomatikleştirebilir ve istatistiksel anlamlılığa ne zaman ulaştığını belirleyebilir – hangi içerik öğesinin daha iyi dönüşüm sağladığına dair sağlam bir karar vermek için yeterli verilere sahip olduğunuzu gösterir.

 

2. Satış sağlayan dönüşümleri takip edin

Müşterilerin satın alma döngülerini anlamak da dönüşüm oranlarınızı artırmanızda yardımcı olabilir. Hangi içeriğin satışa yönelme olasılığının daha yüksek olduğunu belirleyebilmek için satış analizlerinizi gözden geçirin.

Örneğin, hangi açılış sayfaları satışa dönüşmeye daha yatkın? Buradaki değişken kopya(the copy), verilen teklif veya başka bir şey olabilir. Hangi açılış sayfası bir noktada farklılaşıyor ve hangileri daha iyi çalışıyor, gözden geçirin.

3.İçerik listenizin ve diğer çabalarınızın etkilerini ölçün

Dönüşüm oranlarınızı ve yazı takviminizi tekrar gözden geçirin.

Mesela, her pazartesi,çarşamba ve cuma blog yazısı yayınlasanız; bu günlerden herhangi biri diğerlerine göre daha çok dönüşüm getiriyor gerçeği ortaya çıkabilir mi? Peki ya içeriğin başlığı? Ya da sosyal medyada içerikleri postladığınız saatin dönüşümleri arttırmada bir rolü var mı?

Neyin daha iyi iş yaptığını keşfedin ve bunu yansıtabilmek için yazı takviminizi güncelleyin.

İyi performans gösteren içeriğin dönüşüm oranını daha da artırmak için içerik teşvikleri sağlama fırsatlarını belirleyin. Örneğin, içerik güncellemeleri veya e-kitaplar, kurslar, hesap makineleri ya da kontrol listeleri gibi bir eylem ortaya koyulması gerektiren lead mıknatısları üretin, çünkü bunlar hedef kitleniz için bir değer sağlıyor.

Satın alma işlemi sonrası hediye, bir kupon kodu veya ücretsiz gönderim gibi finansal olarak teşvik edebilecek şeyler de önerebilirsiniz. Ama bunu yaptıktan sonra işi orda bırakmayın. Bu teklifleri de kendi arasında test edin. Hangi teklif tipi daha teşvik edici, hedef kitleniz tarafından daha ikna edici bir rol oynuyor bunu bulun.

4. Rakiplerinizin dönüşüm stratejilerini değerlendirin

Rakiplerinizi taklit etmek istemiyor musunuz? Bunu öğrenmek aslında çok da zor değil.

Diyelim ki perakende kamp ekipmanları sektörünün içindesiniz. Rakibiniz, teşvik edici olarak e-posta listesine kayıt alabilmek için ücretsiz e-kitap teklif ediyor. Yeni aboneleri ikna etmek için ücretsiz bir e-kitap ile birlikte ücretsiz bir kontrol listesi ekleyerek firmanız rakibinizin teklifine göre daha avantajlı bir teklif oluşturuyor.

Alternatif olarak, kitlenizin bir eğitici video veya ses dosyası gibi metin olmayan bir teklife daha iyi yanıt verdiğini fark edebilirsiniz. Hedef kitlenizin bir içeriği nasıl tükettiğini her zaman aklınızda tutun.

5. Satış huninizi inceleyin

Hedef kitlenize ait bireyleri daha iyi anladıkça onlara daha alakalı içerikler ve teşvikler sunabilirsiniz. Onları satışın hangi aşamasına hareket ettirmek daha işe yarıyor, buna bakın.

Mesela, eğer hedef kitlenizdeki bireylerin çoğunluğu satış huninize paid social( Facebook reklamları vb.)’dan doğru giriyorsa, bir sonraki içerik deneyiminin, bu bireylerin sosyal medyada sizinle ilk kez nasıl etkileşimde bulunduysa onunla alakalı olduğundan emin olun.

6. Daha fazla social proof ekleyin

Web sitenizi ziyaret edenler size güvenebilmek için kanıt arıyor. Söylediklerinizden ziyade onlara neyi sunduğunuzu umursuyorlar.

For instance, if you want to convert someone to a subscriber, make sure you note on the site that you have 200,000 subscribers. That’s a form of social proof that helps people feel more comfortable subscribing to your list./ Örneğin, eğer bir kullanıcıyı aboneye çevirmek istiyorsanız, sitenizde 200.000 aboneye sahip olduğunuzu yazdığınızdan emin olun. İşte bu, insanların listenize abone olurken kendilerini daha rahat hissedeceği bir social proof örneği.

Güvenle alakalı diğer içerik taktikleri şunları içerir;

  • Müşteri referansları
  • Mühürler,imzalar
  • Sosyal medya rakamları
  • Vaka çalışmaları
  • Garantiler
7.İçeriğin her bir parçasında güçlü call to action(CTA) ‘lar kullanın

Büyük bir olasılıkla ana sayfanıza ve ürün sayfalarınıza CTA koydunuz. Peki ya blog postlarınıza? Sıkça sorulan sorular sayfasına? Kaynakça sayfanıza?

Eğer içerik üretirseniz, bir adet CTA ekleyin. Mesela, blog yazınızın tam ortasına bir CTA ekleyin. Parlak renkli bir kutuya koyarak ve iyi ölçmek için tıklanabilir bir düğme ekleyerek öne çıkarın. Bir görselin eklenmesi de yardımcı olabilir.

 

8. Yarattığınız değerin eşsiz olduğundan emin olun

Değer önermeniz ne yaptığınız değil, nasıl yaptığınız; hatta işi neden yaptığınızdır. Değer önermeniz, markanızı özel kılar. Bazı durumlarda, değer önermenizin ürünün kendisiyle yapabileceği herhangi bir şey yoktur.

Bulunduğunuz endüstride en iyi müşteri servisi puanlamasına sahip olabilirsiniz. Belki de ürünlerinde tamamen doğal hammaddeler ya da materyallerler kullanan bir işletme olarak biliniyorsunuz. Değer önermenizin ne olduğunu bir kere keşfettiğinizde, bunu sitenizin her sayfasında öne çıkarın.

9. Çok fazla seçenek teklifinde bulunmayın

Karmaşık ya da dikkat dağıtıcı web site sayfaları dönüşümleri düşürebilir. Bu, CTA’ları rekabet ettirirken özellikle doğru.

Her sayfadaki her bir adıma odaklanın. Odaklanacağınız şey; e-posta listenize kayıt alınması, ürün sayfanızın ziyaret edilmesi veya sosyal medyada takip edileceğiniz kısım olabilir.

Mümkün olduğu kadar az seçenek sunun. Açılış sayfalarında, sayfanın üstünde menülerin yazdığı kutuyu silerek dönüşüm oranlarının artıp azalmadığını görün. Sayfalardaki görsel sayılarını azaltmak isteyebilirsiniz, özellikle eğer o görseller tıklanabilir değilse ya da başka bir noktaya CTA’nın daha çok dikkat çekmesini istiyorsanız.

Hedef kitlenize odaklanın. Hedef kitlenizdeki kullanıcılar bir sonraki durumda ne yapmak istiyor karar verin, sonra onları yavaşça oraya doğru götürün.

10. Par-per-click kampanyalarınızın takibini sabit bir şekilde yapın

If you’re investing in paid search, paid social, or some other pay-per-click campaign, keep rigorous track of the results and see how your creative influences conversions./ Eğer paid search’e, paid social’a ya da diğer pay-per-click kampanyalarına yatırım yapıyorsanız, sonuçları titiz bir şekilde takip edin ve kreatifinizin dönüşümleri nasıl etkilediğini görün.

11. E-posta kampanyalarınızı güncel tutun

Eğer e-posta pazarlaması yapıyorsanız otomasyon en iyi dostunuzdur. Bununla birlikte otomatik cevap veren maillerin kampanyalarınızın gidişatını durgunlaştırmasına izin vermek istemezsiniz.

Şimdi geriye dönerek onları yeni bilgilerle, veri noktalarıyla ve daha fazlasını kullanarak güncelleyin. Listenizi, abonelerin satış hunisinde hangi noktalarda bulunduğuna göre doğru bir şekilde ayırdığınızdan emin olun.

Sonuç

Potansiyel müşteri yaratma konusu yaptım, oldu ve bitti(one-and-done) işi değildir. Dönüşüm oranlarını artırmak için, neyin çalıştığını iyi takip etmeniz, hedef kitlenize makul gelebilmesi için içerik varlıklarınızı sürekli olarak geliştirip güncellemeniz gerekiyor. Yukarıda yazan 11 maddenin her birini yapmasanız bile, en azından bir kısmını aylık yapılacaklar listenize eklediğinizden emin olun; böylece dönüşüm oranlarınızı aklınızdan bir köşesinden hiç çıkarmamış olursunuz.

 

Kaynak

https://contentmarketinginstitute.com/2018/10/boost-conversion-rates/